Sakarya Haberleri – Sakarya Medya – Sakarya Haber

S-400 spekülasyonlarına yanıt: Tarihimizi ve konumumuzu anlamıyorlar

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin farklı ülke ve bölgelerle geliştirdiği ilişkilerin birbirinin alternatifi değil tamamlayıcısı olduğunu belirterek, “Ülkemizin egemenlik haklarına giren S-400’ler gibi bazı güncel meseleler üzerinden böyle bir tartışmanın alevlendirilmeye çalışılmasını kesinlikle tasvip etmiyoruz. Eğilimimiz hakkında spekülasyonlar üretmek bizi, tarihimizi, coğrafi konumumuzu anlamamaktır” dedi. NATO Genel Sekteri Jens Stoltenberg ile Çankaya Köşkü’nde bir araya gelen Erdoğan, NATO Konseyi ve NATO Akdeniz Diyaloğu Ortakları Toplantısı’nın açılışında şunları söyledi:

S-400 spekülasyonlarına yanıt: Tarihimizi ve konumumuzu anlamıyorlar
1 views Okundu
07 Mayıs 2019 - 5:37

BEDELİ KOMŞU ÜLKELER ÖDÜYOR

“Hatay gibi farklı dinlerin farklı dil ve mezheplerin asırlardır bir arada barış içinde yaşadığı ilimize gidecek, inşallah ülkemizin hoşgörü iklimine bizzat şahitlik edeceksiniz. Kültürel ırkçılığın tüm dünyada yaygınlaştığı bir dönemde tüm insanlığa umut veren bir tabloyu Hatay’da tecrübe etme imkânı bulacaksınız. Türkiye olarak karşı karşıya olduğumuz sınamaları ve bunlarla ne şekilde mücadele etmeye çalıştığımızı daha yakından göreceksiniz. Bu ziyaretinizin en eski NATO müttefiklerinden biri olan ülkemizin yüzleştiği tehditlere bizzat şahitlik etme bakımından son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Sizlerin de bildiği gibi uluslararası güvenlik ortamında ciddi kırılmalar yaşanıyor. Mevcut tehditlerle beraber ittifakın güvenliğini doğrudan ilgilendiren terör gibi asimetrik tehditlerin arttığı bir dönemdeyiz. Siber boyutu da olan hibrit savaş yöntemlerine daha fazla başvurulduğunu görüyoruz. Böylesi bir ortamda varoluş gayesi küresel güvenlik ve istikrarı korumak olan yapılarda ise çok ciddi tıkanıklıklar, aksamalar yaşanıyor. Bu kurumlar sorunlara müdahale noktasında ya karar alamıyor ya da aldığı kararları hayata geçiremiyor. Bu zafiyetin bedelini ise her zaman masumlar ve bizim gibi kriz bölgelerine komşu müttefik ülkeler ödüyor.

AVRUPA’YA GÖÇ AKININI ÖNLEDİK

Türkiye son 8 yıldır Suriye kaynaklı tehditlerle mücadelede söz konusu tıkanıklığın acı yansımalarını bilfill yaşamış, ekonomiden güvenliğe toplumsal barıştan siyasete kadar iliklerine kadar hissetmiş bir devlettir. Türkiye’ye yönelik iftira furyası yapıldığı bir dönemde Suriye sahasında DEAŞ ile göğüs göğüse savaşan ve bu terör örgütünü hezimete uğratan tek NATO ülkesi biz olduk. Zeytin Dalı harekâtı ile Afrin bölgesini PKK’nın Suriye kolunun işgalinden kurtardık. Büyük bir insani felaketin eşiğine gelen İdlib’de de sükûneti temin ettik. Böylece yüzbinlerce Suriyeli masumun ölümünü engellediğimiz gibi Avrupa’yı derinden sarsacak bir düzensiz göç akınının da önüne geçtik.

MÜTTEFİKLERİMİZ TEDBİR ALSINLAR

Müttefiklerimizin bizzat kendilerinin terör örgütü olarak kabul ettikleri yapılara karşı tedbir almalarını istiyoruz. ‘Dost acı söyler’ prensibinden hareketle burada şu gerçeği ifade etmek istiyorum. Namlusunu ülkemize çeviren vatandaşlarımızın canına ve malına kast eden terör örgütlerinin müttefiklerimizce donatılmasının, TIR’lar dolusu silah ve mühimmata boğulmasının örgüt elebaşlarının kimi ülkelerde en üstü düzeyde kırmızı halılarla ağırlanmasının hiçbir haklı gerekçesi yoktur. DEAŞ’la mücadele bahanesiyle atılan bu tür yanlış adımların meşrulaştırılması asla mümkün değildir.

KESİNLİKLE TASVİP ETMİYORUZ

Türkiye soğuk savaş döneminde olduğu gibi bugün de NATO’ya en kapsamlı katkıları yapan müttefikleriyle dayanışma içinde hareket eden bir ülkedir. INF anlaşmasının ortadan kalktığı bir dönemde füze savunma sistemlerinin önemi artacaktır. NATO içindeki güçlü konumumuzu korurken ulusal çıkarlarımızın bölgesel güvenlik ve istikrarın gerektirdiği adımları tabiatıyla atacağız. Burada bir gerçeğin altını çizmekte fayda görüyorum. Türkiye’nin farklı ülke ve bölgelerle geliştirdiği ilişkiler birbirinin alternatifi değil tamamlayıcısıdır. Ülkemizin egemenlik haklarına giren S-400’ler gibi bazı güncel meseleler üzerinden böyle bir tartışmanın alevlendirilmeye çalışılmasını kesinlikle tasvip etmiyoruz. NATO ittifakı çerçevesinde milli güvenliğimizi tahkim gayesiyle attığımız adımları yine kendi mecrasında değerlendirmek gerekir.

Avrupa, Atlantik coğrafyasının güvenlik ve istikrarına yönelik katkılarımızı en güçlü şekilde sürdürürken medeniyetin beşiği olarak gördüğümüz Akdeniz havzasının barış içinde olmasını aynı ölçüde önemsiyoruz. İttifakın güneydoğusundaki Akdenizli bir müttefik olan Türkiye için Akdeniz diyaloğu ortaklarımız aynı zamanda bizim komşularımızdır. Akdeniz diyaloğu platformunu bu bakımdan özellikle önemsediğimizi söylemek isterim. Bu yapının en önemli vasfı olan aramızdaki pratik işbirliğinin geliştirilmesine yönelik çabaları da destekliyoruz. Bu amaçla üzerimize düşeni yapmaya devam edecek yeni fikirler geliştirme gayreti içinde olacağız. Kısa vadeli hesaplardan ziyade orta ve uzun vadeli örtüşen çıkarlarımıza odaklanarak gittikçe istikrarsızlaşan bir dünyada NATO’yu daha da güçlendireceğimize inanıyorum.”

İTTİFAK RUHUNA UYGUN DAVRANMANIZI BEKLİYORUZ

Batı toplumlarında bir veba salgınına dönüşen İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı Türk vatandaşlarıyla beraber yüz milyonlarca insanın can ve mal güvenliğini de tehdit ediyor. Sri Lanka’da ve Yeni Zelanda’da meydana gelen menfur terör eylemleri sorunun geldiği boyutları ortaya koymuştur. Önlem alınmazsa, teröre karşı ortak duruş sergilenmezse terör belası büyümeye devam edecektir. Türkiye’nin bekasına yönelik tehditlerin çoğaldığı ve yoğunlaştığı böylesi bir dönemde müttefiklerimizden tek bir beklentimiz var. Biz NATO’daki dostlarımızdan sadece ittifak ruhuna uygun davranmalarını, ittifakın kurucu değerlerine sahip çıkmalarını bekliyoruz.

CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan, NATO Genel Sekteri Jens Stoltenberg ile Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi. Görüşmede Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve TBMM NATO PA Türk Delegasyonu Başkanı Osman Aşkın Bak da yer aldı. Erdoğan, görüşmenin ardından yapılan NATO Konseyi ve NATO Akdeniz Diyaloğu Ortakları Toplantısı’nın açılışına katıldı.

VAROLUŞ FELSEFESİNE AYKIRI

NATO’nun özü ittifak dayanışmasıdır. Bizler aynı güvenlik şemsiyesinin altında bulunan devletleriz. Coğrafi olarak farklı kıtalarda, bölgelerde yer alsak da ülkelerimize yönelik tehditler karşısında kader ortaklığı yapıyoruz. İttifak üyesi ülkelerin terör gibi ciddi güvenlik sınamalarını tek başına çözmesini beklemek NATO’nun varoluş felsefesine aykırıdır. Etrafı kriz bölgeleriyle çevrili olan Türkiye terör, organize suçlar ve düzensiz göç gibi çok boyutlu tehditlerin tam kavşağında yer alıyor. Ülkemiz uluslararası toplum adına bu sorunları tek başına göğüslerken diğer taraftan da PKK, onun Suriye’deki uzantısı YPG, PYD, DEAŞ ve 15 Temmuz darbe girişiminin faili FETÖ ile mücadele etmek zorunda kalıyor.

DOĞU AKDENİZ’DEKİ MEŞRU HAKKIMIZ TARTIŞMA GÖTÜRMEZ

Türkiye’nin ve KKTC’nin Doğu Akdeniz enerji kaynakları üzerindeki meşru hakları da tartışma götürmez. Ülkemiz kendi hakkını ve Kıbrıs Türklerinin hakkını korumakta kararlıdır. NATO’nun bu süreçte Türkiye’nin haklarına saygı göstermesini ve bize gerilimlerin önüne geçmek için destek olmasını bekliyoruz. Ülkelerimizin bazı alanlarda farklı yaklaşımları, görüşleri olabilir. Ancak ortak tehditlerle birlikte ve tutarlı şekilde mücadele etmek bu ittifakın öncelikli şartıdır. Burada yaşanan aksaklıklar, maalesef en büyük zararı ittifakımıza, ittifakımızın itibarına verecektir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.