Sakarya Haberleri – Sakarya Medya – Sakarya Haber

Türkiye’den ABD’yi köşeye sıkıştıran teklif! Sesleri çıkmıyor…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’la gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde S-400’ler ilgili ortak çalışma gurubu teklifini sundu. ABD’nin bahanelerini giderecek çalışma grubuna ise ABD sessiz kaldı. Peki ABD’nin daha önce reddettiği teklife bu kez de sessiz kalması ne anlama geliyor?

Türkiye’den ABD’yi köşeye sıkıştıran teklif! Sesleri çıkmıyor…
44 views Okundu
02 Mayıs 2019 - 8:05

Haber7 / Fuat Öner

 

 

Türkiye ve ABD arasında Rusya’dan alınan S-400 hava savunma sistemleri ile ilgili kriz sürüyor. Yıllarca Türkiye’nin bir hava savunma sistemine sahip olmasını engelleyen ABD bu kez de Türkiye bahanelerle iş krize sürüklüyor. ABD S-400’lerin NATO sistem bilgilerini çalacağını ve F-35 için tehlike oluşturacağı bahanelerini ortaya sunuyor, Türkiye ise ortak çalışma grubu ile ABD’nin bahanelerinin bertaraf etmek istiyor ancak ABD bu teklife sessiz kalıyor. Peki, ABD’nin bu sessizliği ne anlama geliyor?

Haber7 olarak ABD’nin bu tavrını ASAM Uzmanı ve Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Eray Güçlüer ve ASSAM (Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi) Strateji Uzmanı Emekli Albay İbrahim Keleş‘e sorduk…

 

 

GÜÇLÜER: ABD’NİN İDDİALARI ÇÜRÜYECEK

Burada ABD tarafının güvenlik endişelerinin ve ortaya koyduğu iddiaları gidermek için daha önceden de Çavuşoğlu tarafından yapılmış bir tekliftir. Burada ABD’nin iddiası özellikle S-400 Türkiye’ye geldiği zaman NATO silah sistemlerinin kodlarının Rusya’nın eline geçebileceği bu bağlamda da özellikle F-35’in gizil bilgilerinin Rusya’nın eline geçebileceği yönünde bir takım iddialar ortaya atıyordu. Bu yüzden S-400’ü almayın şeklinde baskıları var.

Türkiye ise ortak bir komisyon kuralım; bu sistem tamamen Türkiye’nin kontrolünde olan silahlar olacak ve bu nedenle de Rusya’nın herhangi bir şekilde bizim elimizdeki silahlar üzerinden NATO silah sistemlerinin gizli bilgilerini alabilmesi mümkün değildir. “Bunun için bir komisyon kuralım sizde Türkiye’nin bu duruma ne kadar hakim olduğunu ve S-400’lerin Türkiye’nin kontrolü altında olduğunu görün” diyor. Yani kısacası ABD tarafının iddialarını çürütecek ve varsa ABD’nin güvelik kaygılarını, endişelerini giderecek bir komisyon bu.

ARTIK KİMSE TÜRKİYE’Yİ DENKLEM DIŞI BIRAKAMAYACAK

Çünkü ABD’nin derdi aslında söylediği gibi NATO sistemleri gizli bilgiler vs değil. Gizli bilgi ve kodların deşifre edilmeyeceğini aslında o da biliyor ama neticede Türkiye S-400’ü aldığı zaman çok önemli stratejik kazanımlar elde edecek.

Bunlardan birincisi Doğu Akdeniz’de kıta sahanlığımız 370 km  S-400 menzili 400 km. Yani bununla beraber kıta sahanlığımızın tamamını kapsayacak şekilde enerji çıkarmamızın güvenliğini sağlayacak. Yani kimse Türkiye’yi bölgede denklem dışı bırakamayacak. Çünkü bu S-400 sistemi bir şemsiye. Bu orta ve yüksek irtifa hava savunma şemsiyesi altında uçaklarımız çok daha güçlü çok daha etkili bir şekilde hava savunmasını sağlayacaktır. Şu an maalesef sadece mevzi hava üstünlüğü diyebileceğimiz şeyi yapabiliyoruz ve tabi zaman zaman boşluklar istesek de istemesek de arzu etmediğimiz aleyhimize bir takım olumsuzluklar gelişebiliyor.

ABD’NİN TERÖR ÖRGÜTLERİNE YARDIMI SINIRLANACAK

İkincisi Türkiye’nin elinde S-400 olduğu zaman ABD PKK/PYD’ye yönelik operasyonlara müdahale etme şansı kalmayacak ve bu bağlamda PKK/PYD’ye Türkiye’ye rağmen yardım yapabilmesi oldukça sınırlanacak.  

Üçüncü olarak da orta vadede düşünecek olursak özellikle Çin ve İran’a yönelik operasyon öncesi Körfez dizayn edilmek üzere. Dizayn tamamlandıktan sonra ne olacak? Bunu düşünmek lazım. Bu böyle mi kalacak? Başta İsrail’in doğuya genişlemesi olmak üzere bölgedeki pek çok ülkenin sınırlarının önümüzdeki 20 yıl içerisinde değişme ihtimali var. Böyle bir durumda da kontrolsüz devletlerden Türkiye’ye yönelik konvansiyonel saldırılara karşı S-400 sistemine ihtiyacımız var.

Elbette Türkiye bir tek S-400’le ilgili çalışmıyor. Bugün IDEF fuarında da görücüye çıktı. ATAK 2 helikopterimiz, BORA ve HİSAR füzelerimizle de hava savunma sistemimizi kendi milli-yerli sistemlerimizle güçlendiriyoruz. Burada mesele sadece S-400 değil. S-400’ü almasak bile biz bunu yapacağız. Ama henüz biz kendi sistemimizi yapmak için gerekli teknolojik süreci tamamlayamadığımız için S-400’ü alarak bir başlangıç yapmak istiyoruz.

ABD TÜRKİYE İLE YENİ İLİŞKİ ÜZERİNE ÇALIŞIYOR

Artık görünen o ki ABD, Türkiye’nin S-400’leri alacağına kanaat getirmiş durumda. Dolasıyla şimdi yine her zamanki çelişkiye düşüyor. ABD tehditle bir yere varmadı. Türkiye’nin S-400’leri teslim almasına şurada az bir zaman kaldı. Bu yüzden yeni ilişki biçimi ne olabilir onun üzerinde kafa yormaya başladılar diye düşünüyorum.  Neticede Türkiye’ye yönelik ekonomik bir takım tedbirlerin ve terör örgütlerini hareketlendirme gibi girişimlerin harici ABD’nin yapabileceği çok fazla bir şey yok. Türkiye’nin milli duruşu iç kamuoyunun sağlamlığı, birlik beraberlik ve muktedir bir iktidarın Türkiye’nin başında olması gibi hususlar Türkiye’nin elini çok güçlendiriyor ve ABD’nin yapabileceği hamleleri sınırlandırıyor. Bu şartlarda emperyalizmin kuraldır; Yok edebiliyorsan et, edemiyorsan dost ol. Ben artık ABD’nin Türkiye ile yeni bir ilişki biçimi üzerinde çalıştığını, özellikle S-400’ler geldikten sonra Türkiye’nin elde edeceği stratejik avantajları da göz önüne alarak yeni bir sürecin başlayacağını ve bu yeni süreçte Türkiye ile nasıl ilişki biçimi oluşturması gerektiği üzerinde çalıştığını düşünüyorum.

İBRAHİM KELEŞ: HAYDUT DEVLET ANLAYIŞI

Amerika’nın cevaplaması gereken sorular var. Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada çevresi ateş çemberi ve Türkiye’nin yüksek irtifa hava savunma sistemi yok. Biz Suriye’deki karışıklıklar olduğu zaman NATO ülkesi olduğumuz için destek istedik, bize yüksek irtifa hava savunma füzesi sağlayın dedik. Almanya, Hollanda ve İspanya’dan geldi bunlar. Ancak Almanya ve Hollanda ile aramızda bazı pürüzler çıkınca hemen Patriot sistemlerini geri çektiler. Sadece İspanya kaldı. Bizim NATO ülkesi olarak, güvencemiz olan NATO desteği elimizin altından gitti, NATO’nun bu noktada bizi korumayacağı açık. Beşinci maddeye göre NATO üyelerinin herhangi birine yapılmış saldırı, tüm NATO ülkelerine yapılmış sayılır ve topluca karşı çıkılır. NATO’nun kuruluşunda da bu vardır. Fakat gördük ki realitede böyle olmuyor.

O zaman Türkiye ne yaptı, dedi ki ‘Ben kendi başımın çaresine bakmak zorundayım’. Önce Çin ile bir anlaşma yaptık. Çin’den yüksek irtifa hava savunma sistemlerini almak ve ortak üretmek konusunda anlaşmıştık. Fakat o zaman hem NATO hem Amerika, Çin’den bu sistemleri almamamız gerektiğini, bu sistemlerin NATO sistemlerine ters olduğunu, bir NATO ülkesinin bu sistemleri almaması gerektiği konusunda direttiler. Olay 2013’de oldu ve Gezi Olaylarıyla da çakışıyor buna dikkat etmek lazım.

Ama Suriye’deki gelişmeler gösterdi ki, biz NATO ile bu işi yürütemiyoruz. Yüksek irtifa hava savunma sistemimiz yok ve bizim hava sahamız müdahalelere açık. O zaman Türkiye Amerika’dan Patriotları istedi. Fakat Amerika bunları vermedi. Türkiye müttefiklerinden almak için çaba sergilediği halde vermediler. Hem vermediler hem de Türkiye’nin şu sorusuna cevap vermediler: ‘Siz bize Patriot hava savunma sistemlerini neden vermiyorsunuz?’ Bu soru hiçbir zaman cevaplanmadı. Hem sistemi vermiyorsun, hem soruya cevap vermiyorsun hem de Türkiye’nin bulduğu alternatif hava savunma sistemlerini istemiyorsun.

S-400’ÜN STRATEJİK AVANTAJLARI VAR

O zaman ortada başka bir şey var, bunun adı haydutluktur. Amerika’nın Türkiye üzerine S-400 üzerinden uyguladığı baskı haydut devlet anlayışıdır. S-400’lerin teknik tarafları bir yana, bize sağlayacağı oldukça fazla avantajları var.

S-400 MÜ F-35 Mİ?

Bunlar birbirine karşı sistemler, Amerika’nın söylediği şey S-400 alırsanız F 35’leri vermeyeceği. F 35’leri vermesinler ama biz S’400’leri alalım. Bunun bize faydası nedir, S-400’lerin bir kere radar menzilleri çok yüksek, 600 kilometre. Füzelerinin menzili de çok fazla, 400 kilometre. Yani biz o bataryaları Türkiye’nin dört bir yanına koyduğumuz zaman Türkiye’ye dışarıdan yapılacak hava müdahalelerini engellemiş oluyoruz. Bu noktada Amerika’nın bu kadar ses çıkarmasının nedeni şu: Amerika gelecekte aralarında Türkiye’nin de olduğu sekiz ülkeyi bölme ve parçalama planı içinde. Venezuela var, Hindistan var, Vietnam var, Suudi Arabistan var, BAE var, Türkiye var, İran var ve Çin gündemde olsa da gücü yetmez. Böyle olunca gelecekte yapmak istediği bir müdahale için S-400’ler çok büyük bir engel. Çünkü Amerika müdahalelerini daha ziyade hava gücüyle yapar ve S-400’ler bizi bu noktada koruyucu durumda. Bu nedenle F 35 yerine S-400 tercih edilmeli. Her ne kadar F 35’in üretim ortağı olsak bile tercih durumunda kalınması halinde kesinlikle geri dönüşü olmayan bir şekilde S-400’leri tercih etmemiz lazım. Cumhurbaşkanımızın bu noktada geri adım atmaması çok çok isabetli bir hareket.

ABD DAHA ÇOK ZARAR GÖRÜR

İşin birde ekonomik boyutu var. Amerika’nın mecliste tartıştığı bir yaptırım kararı var. Eğer Türkiye’yi de yaptırım uygulanacak kategoriler içine koyarlarsa bundan Türkiye zarar görür ama Amerika’da zarar görür. Türkiye İran gibi değil, Rusya gibi de değil. Türkiye coğrafi konumu ve mevcut kapasitesi itibari ile Amerika’nın yaptırımlarına karşı verebilecek durumda olan bir ülke. O yüzden Amerika kesin bir dille emreder gibi karşı çıkmak yerine, gerekçe sunarak endişesini dile getiriyor. Ama bu noktada da koyduğu gerekçeleri Türkiye çürütebilecek bir konumda. O yüzden Türkiye’nin söylediği şey Amerika’nın çekincelerini ortaya koyması ve Türkiye’nin de bu çekincelere risklere cevap verecek teknik bir düzenleme yapması. Yoksa bu işin gidişatı belli, Türkiye vazgeçmeyecek.

HAVA SAVUNMA SİSTEMİ OLMADAN OLMAZ

S-400’ün ilk partisi Temmuzda gelmeye başlayacak. Kurulacak bunlar, zamanda kısıtlı, üç ay kaldı. Bu nedenle Türkiye orta yolu kullanıyor, Devlet aklını kullanıyor. Cumhurbaşkanımızın cümleleri arasında bir cümle var: ‘Türkiye 100 yıllık bir devlet değil. Türkiye 2200 yılı aşkın devlet tecrübesi ile var olan bir ülke.’ Bu nedenle Türkiye atacağı adımları bu tecrübeler ışığında atıyor. Amerika’nın mazisi 200 yıllık, yani Türkiye üzerine artı 2000 koyabiliyor. Türkiye burada uzlaşmaya çalışıyor, ‘senin çekincelerin var ama benimde mecburiyetlerim var’ diyor. Sonuçta bir yerde mecburuz, yüksek irtifa hava savunma sistemi olmadan olmuyor. Suriye’nin bile hava savunma sistemi var ve gerektiğinde hava sahasını kapatabiliyor ama biz kapatamıyoruz.

TÜRKİYE S-400’DEN VAZGEÇMEZ

Türkiye bu yüzden bu komisyon, ortak çalışma durumunu teklif ediyor, çekinceleri karşılıklı ortadan kaldıralım diyor. Amerika buna da yanaşmayınca Türkiye’nin de yapacağı pek fazla bir şey kalmıyor. Türkiye bu sistemden vazgeçemez şuan da. Türkiye bu sistemi alacak. Bu durumda Amerika’nın önünde iki tane seçenek var, ya Türkiye’yi tamamen karşı cephesine alacak ya da bu durumu lehine çevirmeye çalışacak. Fakat bu iş artık Amerika’nın kontrolünden çıkmış durumda, Amerika bu saatten sonra Türkiye’ye S-400 sistemi üzerinden çok fazla baskı yapamaz. Yaptıkları şey başka yerlerden Türkiye’yi vurmaya çalışmak. Ekonomimize Ağustostan beri yapılan operasyon, FETÖ’nün hala oralarda bulunması, çevremizi PKK ve PYD ile kuşatma çalışmaları ve Suriye’deki durumları dikkate aldığımızda yapılan operasyonları görüyoruz. Zaten daha kötüsü de olmazdı. O nedenle Amerika’nın Türkiye’yi tamamen gözden çıkarmak gibi bir durumu da yok. Türkiye bir Kuzey Kore değil, bir Vietnam değil. Amerika’nın Türkiye ile olan çok karmaşık ilişkileri var. Bir yandan S-400 yüzünden ekonomik yaptırım durumu varken bir yandan da telefon açılıyor ve Amerika ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin artırılması, 75 milyar dolara çıkartılması teyit ediliyor. Demek ki Amerika bu noktada oldukça geciktirmeye çalışıyor. Ama Temmuzda S-400’ler yerleştiğinde Amerika bu noktada bir şey yapamayacağını görecek ve Türkiye ile bir şekilde ortak yol yürüme durumunda kalacak. Tamamen Türkiye’yi kaybetmek, Amerika’nın lehine bir durumda değil.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.